İstanbul, Türkiye
bilgi@turkcesivarken.com

Arı bir dil yaratmak istemiyoruz!

Yeryüzüñde % 100 arı (saf) bir dil yoktur. Bunu istemek ise uçukluktur. Bizler de uçuk, kaçık olmadığımızdan böyle bir neñi hiç istemedik. Olanaklı olsa bile karşı çıkarız.

Dildeki yad sözcükler, çorbaya atılan tuza benzer. Tuzu fazla kaçırırsañız, yemeğin de tadı kaçar. Tuzsuz olursa da, tadı olmaz.

Büyük balta girmemiş ormanlar içinde yaşayan ilkel topluluklarıñ dilleri dışındaki tüm dillerde yad (yabancı) sözcük vardır. Demeli bu topluluklar dışındaki hiç bir dil arınık değildir. Eñ azından öyle olduğuñu sanıyoruz. Ançıp (ama), 100-200 kişilik topluluklarla koca ulusları kıyaslayamayız.

Sürekli komşu uluslar ile içiçeyseniz, yertinciñ (dünyanıñ) koşulllarına ayak uydurmaya çalışıyorsañız, hele bir de bunu geriden izliyorsañız arı bir tümden düşdür sizin için.

“Arı bir dile iye (sahip) olmak bir düş ise, bu çalışmaları neden yapıyorsunuz?” diye soranlarıñız vardır. Özünde biz dildeki yad sözcükleri varsıllık olarak görüyoruz. Bu demek değildir ki, bütün sözcükler yad olsun. Yukarıda verdiğim “tuz” örneğindeki gibi belli bir oranda yad söz olursa hiçbir sorunumuz yok.

Dil Devrimi’nden önce basında Türkçe kullanma oranı %12’lerde idi. Devrimden soñra bu oran %70’lere dek çıkıyor.

Bizim ereğimiz (amacımız), bu oranı %99’a dek çekip, tadına doyum olmaz bir dil oluşturmak.

%1’lik kısımda ekinçsel (kültürel) ayrılıklardan dolayı gelen sözcükler olacaktır. Örneğiñ “hamburger” sözcüğü. Bu sözcüğe Türkçe karşılık aramak yañlıştır. Bizim geleneğimizde böyle bir yiyecek yoktur, bu batılınıñ yemeğidir. Demeli, ekinçsel bir üründür. Nasıl ki, ekinçimiziñ ayrılmaz bir parçası olan dönere, kimseniñ karşılık koymasıñı istemiyorsak, bizim de öyle yapmamız gerekiyor.

Bir başka örnek olarak “pezevenk” sözcüğü. Ermenice kökenli bir sözcük olup, dilimizde buna karşılık gelen bir sözcük bulunmaz. Bulunmasıñı da türetilmesiñi de istemem zaten. Çünkü bizim töremizde, geleneğimizde bu tür işler olmadığından buna karşılık bulmak yañlıştır. Üç, beş kansız için de töremizi kirletecek değiliz.

Bizim arındırmamız gereken sözcük öbekleriñi şöyle edlendirebiliriz (maddelendirebiliriz) ;

  • Bilimsel kavramlar
  • Tapınçsal (dinî) kavramlar
  • Töz (temel) kavramlar

Bilimsel kavramlar
Bilim, belli bir ulusuñ ürünü değil, tüm kişioğlunuñ ortak ürünüdür. Dolayısıyla her ulus, bilimsel kavramlara öz dilinden karşılık bulma hakkına iyedir (sahiptir). Bilimde yükselişin ilk adımı, toplum dili ile bilim dili arasındaki uçurumun kalkmış olmasıdır.

Ruminantlarda oluşan mastitis ve abortus semptomlarının etiyolojisi…

Şimdi bu tümceyi (cümleyi) arındırıp şöyle yazsak; bilimiñ ne denli kolay olduğunu görürsünüz.

Gevişgetirenlerde oluşan meme yangısı ilen yavru atımı belirtilerinin etkeni…

Böyle olunca yukarıda yazdığımı, ilkokula giden çocukda anlar, elinde bastonla gezen ninemde… Sonuçta, Meksika’daki inekde oluşan meme yangısı ile Iğdır’da oluşan meme yangısınıñ etkeni aynıdır. İşte bilimiñ evrenselliği budur.

Tapınçsal kavramlar
Arındırılması gereken bir başka kavram öbeği (grubu), tapınçsal (dinî) sözcüklerdir. Bu kavramlarıñ arındırılmasıñı zarar olarak, yozlaşma olarak görenler var. Oysa, öz dilinizde tapındığınızda, Tañrı ile daha samimi olduğunuzu, dininize daha sıkı bağlandığıñızı göreceksiñizdir. Bunu istemeyenler, tapınçı kullarak sizi yönetenler doğal olarak karşı çıkar. Batınıñ yükselişiniñ tözünde (temelinde) İncil’iñ ulusal dillere çevrilmesi yatar. Benzer örneği biz ancak Kurtuluş Savaşı’ñdan soñra görebildik.

Töz (temel) kavramlar
Tüm diller için töz taplanañ (kabūl edilen) sözcükler vardır. Sayılar, gökyüzünde çıplak gözle görülen gök nesneleri, dağ, taş, bayır, soñrasında eğnimiziñ (vücudumuzuñ) kimi kısımları… Bunlar bir diliñ yapı taşlarıdır, atomudur, hücresidir. Öyle ki, töz sözcükleri aynı olan, benzeşen diller arasında inceleme yapıldığında, kökteş çıktıkları, aynı dil öbeğinden oldukları dahası birbirleriniñ lehçesi çıktıkları, bunları konuşanların da aynı ulusun çocukları oldukları ortaya çıkmaktadır.

Özetle; Türkçe her kavrama sözcük çıkarabilecek düzeydedir ançıp (ama) bunu bilinçli yapmak gerekir. Olur olmaz her kavrama karşılık bulunması doğru değildir.

Gökbey ULUÇ