• avatar

    Anlamdan Anlatıma Türkçemizin Eleştirisi
    Daha béğeni yapılmamış.

    tarafından 25 Ekim 2015 gününde yazıldı, 1055 kéz okundu.
    Bu yazıdaki görüş ve tümceleriñ sorumluluğu, yazarıñ kendisinde olup, burada yér almasıyla Türkçesi Varken Topluluğu'nuñ Türkçecilik açısından çoksesli bir yérlik olması amaçlanmıştır.

    Dilci, eğitimci, ozan Muhittin Bilgin’in Anlamdan Anlatıma Türkçemiz-adlı yapıtı1 – adından anlaşılacağı üzere – bir dilbilgisi betiği. Söz konusu betikte Türkçenin geçmişçel gelişimi, anlambilgisi, sesbilgisi, biçimbilgisi, sözcük türleri, tümcebilgisi, anlatımbilgisi ile bölümce konuları işlenmiş. Türk yazınından seçilmiş örnek tümceler okurun bu konuları anlamasını kolaylaştırmakta. Gene Türk yazını-kaynaklı tanımlıklar2 yapıtı varsıllaştırmış. Kavram Dizini, Kaynakça ile Tanıklar bölümleriyse araştırgan, bilsemci okurlar için birebir. Betiğin baskı niteliği oldukça iyi. Demek örneğin dizgi yanlışları çok az. (Dilsel bir betiğin “gözden-geçirilmiş üçüncü baskı”sında hiçbir dizgi yanlışının bulunmaması gerekirdi; o ayrı.). Yazarın kısa yaşamöyküsünün ya da özgeçmişinin verilmemiş olması önemli bir eksiklik. (Önsöz’den Emin Özdemir’in öğrencisi olduğunu öğrendiğimiz Bilgin, öğretmeni gibi Türkçeye gönül vermiş bir kişi. Bu besbelli.). Ayrıca Sunuş’u yazmış – başka bir dilsever ile Bilgin’in başka bir öğretmeni olan – Cahit Kavcar’ın Türkçeyi savunurken bile gereksiz el sözcüklerini kullanmış bulunması gönül-bulandırıcı.

    Anlamdan Anlatıma Türkçemiz’de konu bölümlemeleri “A, B, C, D…” ile “a, b, c, d…” biçimlerinde yapılmış. Demek bölümlemelerde Türk abecesi değil, İngiliz abecesi kullanılmış. Oysa Türkçe bir bağlamda Türk abecesi kullanılmalıdır. Buna göre konu bölümlemelerinin “A, B, C, Ç…” ile “a, b, c, ç…” biçimlerinde yapılması gerekirdi. Başkaca örneğin Bölüm 2, yanlış bir kullanımdır. Türkçe tümleme kuralına göre 2. Bölüm denir. Eleştiri konusu yapıtta, bölüm başlıklarından önce Fransızca ile/ya da İngilizce tümleme kuralına uyulmuş anlayacağınız. Bu yanlışlıklar bir Türkçe dilbilgisi betiğine yakışmıyor. Özellikle yazarın sağlıklı sayılabilecek bir dil bilinci, duyarlığı edinmiş olduğu düşünülürse…

    Bilgin’in söz konusu betikte ortaya attığı bütün görüşlere katıldığımı söyleyemem. Örneğin “emniyet eski müdürü” ile “makine yüksek mühendisi” tümlemelerini doğru saymış olması düşündürücüdür. Şundan ötürü..: Bu tümlemelerin doğru biçimleri “eski emniyet müdürü” ile “yüksek makine mühendisi” olur. Dahası, gene örneğin “söylenti bileşik zamanı” değil, “bileşik söylenti zamanı” demek gerek. (Aktardığım tümlemelerdeki emniyet, müdür, makine, mühendis ile zaman sözcükleri yad olup “güvenlik”, “yönetmen”, “düzeneklik”, “ölçmen” ile “sürev” sözcükleriyle karşılanmalı.). Tümlemeler konusuna – ülevli olarak − geniş yer ayırmış yazarımızın belirgin tümleme yanlışları yapmış bulunması karşıtlamlı değil midir? Tümlemeler gerçekten Türkçenin sorunlu alanlarından biri. Doğallıkla kullanıcılar bakımından… Bundan dolayı, tümleme kurarken en çok özeni göstermemiz gerekiyor.

    Yazarın sözcük seçimi büyük ölçüde yerinde. (“Büyük ölçüde” dedim. Şu nedenle..: “Bölümce” yerine paragraf sözcüğünü, “önad” yerine sıfat sözcüğünü kullanmış olması yapıtın öz Türkçe dokusunu berelemiş. Oysa yad nice sözcüğü özleştirip paragraf, sıfat gibi yad kimi sözcükleri özleştirmeden bağışık tutmanın ussal bir gerekçesi yoktur, bulunamaz.)

    Dil Devrimine yaklaşımını olumlu bulduğum Bilgin, Dil Devrimi konusunu “Dil Devrimi sürüyor.” sözüyle bağlamış. Böylece özleştirmeci okurun yüreğine su serpmekte. Buysa anlamlı. Şundan ötürü..: Kimi dilcilerimiz ürünlerinden bolca yararlandığı Dil Devriminin sözünü hiç etmiyor. Demek onu yok sayıyor. Bu bakımdan Dil Devrimine yaklaşım, bir dilci için “denektaşı”dır. Dil Devrimini yok saymaysa entipüften dilciliğin bir göstergesidir.

    Anlamdan Anlatıma Türkçemiz, “sesten bölümceye değin bütün dil birimlerini ‘bağlam içinde değerlendirme’ biçiminde özetlenebilecek yeni dilbilim yaklaşımlarını gözeten bir çalışma”. Demek işlevselcilik güderek yazılmış. Dilbilgisi – gerçekte − bellenecek/belletilecek kuru bir bilgiler toplamı değildir, kullanıma yönelik bir dilsel altyapı sağlayıcısıdır. Yazık ki, okullarımızdaki dilbilgisi öğrenceleri – şimdi bile – geleneksel anlayışın, demek belle(t)meciliğin ötesine geç(e)miyor. Oysa Türkçe güpgüzel bir dil. Bu dili öğrenip öğretme sıkıcı bir iş sayılageliyorsa, sorun öğrenip öğretme araçlarında, gereçlerinde, yöntemlerinde bulunsa gerek. İşte, Anlamdan Anlatıma Türkçemiz ile benzer yapıtlar, Türkçenin güzelliklerini, inceliklerini anlayıp anlatmak isteyen kişiler için – en azından – birer “açar” işlevi görmekte. Ökdilinin özünü kavramaksa dayancı, direşkenliği, yılmazlığı, demek sürekli çalışmayı gerektiriyor.

    Bilgin, Dil Derneği’nin Yazım Kılavuzu’nu taban almış. Bu yazım, büyük ölçüde doğrudur. Geliştirilmelidir; o ayrı. Buna karşılık olarak, Türk Dil Kurumunun – birçok dilcice benimsenmiş – yazımı, son yıllarda “düzeltim” görmüş olmakla birlikte, ilmik tutar yeri bulunmayan bir yazımdır. Bundan ötürü, Bilgin’in o tuzağa düşmemiş olmaması iyi. Yanlış yazımı uygulayaduran bir dilcinin düşüncelerini de, yapıtlarını da denlememek3 gerektiğiniyse söylemek aşırı.

    Anlamdan Anlatıma Türkçemiz’de kullanılmış örnek tümceler, tanımlıklar Yunus Emre’den Yaşar Kemal’e geniş bir ozan ile yazar yayılgısından4 seçilmiş. Ancak, bunların Türkçenin güzelliğine yaraştığını söylemek çoğun olanaksız. Demek örneğin bozuk anlatımıyla ün salmış Orhan Pamuk’tan, Dil Devrimi karşıtçılığını saklamayan Elif Şafak’tan niçin örnek tümceler alıntılandığını anlamak kolay değil. Üstelik söz konusu betiğin Anlatım Bozuklukları alt-bölümünde aşağı yukarı özdeş yazarlardan örnek tümcelere yer verilmiş olması bir tutarsızlık sayılabilir. (Bilgin, o bozuk-anlatımlı tümcelerin değgin olduğu yazarların yazınsal değerlerinden hiçbir nen eksiltmeyeceğini savlamış. Bu doğru bulunabilir mi?: Anlatım bozukluklarıyla dolup taşan yazın yapıtları gerçekten değerli midir? Yazın, değme nenden önce bir “dil işçiliği” değil midir?)

    Açıkça söyleyeyim: Onmaz (!?) bir dilsel betikler okuruyum. (Daha önce örneğin Tahir Nejat Gencan’ın Dilbilgisi’ni tatla okumuştum.). Türkçenin – konuşurken de, yazarken de – genellikle kural-tanımazca kullanılıyor olduğu göz önünde tutulursa, Anlamdan Anlatıma Türkçemiz gibi yapıtların yazılıp yayımlanması, okunması, tartışılması gerektiği kolayca anlaşılır sanıyorum. (Anlamdan Anlatıma Türkçemiz’i – bütün eksiklerine, yanlışlarına karşın – olumlu bulduğumu belirteyim. [Bu betiğin yeni baskısı yapılacaksa, söz konusu eksikler giderilmeli, yanlışlar düzeltilmeli.]). Bilgin’in yapıtı sonunda yer verdiği, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın Türkçe Katında Yaşamak-adlı ünlü yırındaki “Yitik özgürlükler için,/ Türkçe haykırmak.” ile “Türkçem, benim ses bayrağım.” dizeleriyse kişiyi umutlandırayazıp derin derin düşündürüyor. Anlamdan Anlatıma Türkçemiz, çağdaş Türkey Türkçesiyle ilgili genel, ancak yaşamsal bilgiler edinmek isteyen okurlar için ülküsel bir betik. Belki Türkçenin – yazık ki, daha yazıl(a)mamış! – “dört başı bayındır” dilbilgisine giden yolda atılmış önemli adımlardan biri. Sözünü ettiğim dilbilgisi yazılasıya bir başvuru kaynağı olarak kalacaktır. Bu kesin mi kesin. Onu bütün Türkçeseverlere salık veririm.

    2015 İlkgüzü

    Atayurt-Seyhan

    1 1. Anı Yayımcılığı, 3. baskı, 2013, Ankara.

    2 2. Tanımlık: Os. epigraf. (Artikel sözcüğü karşılığında “niteleyici”yi kullanmak gerektiği kanısındayım.)

    3 3. Denlemek: Os. itibar etmek.

    4 4. Yayılgı: Os. tayf.

    Değerleme:

yukarı çık