• avatar

    30. damga ñ (geŋizcil N sesi)
    Daha béğeni yapılmamış.

    tarafından 13 Ekim 2011 gününde yazıldı, 2480 kéz okundu.
    Bu yazıdaki görüş ve tümceleriñ sorumluluğu, yazarıñ kendisinde olup, burada yér almasıyla Türkçesi Varken Topluluğu'nuñ Türkçecilik açısından çoksesli bir yérlik olması amaçlanmıştır.

    Bu yazı, daha önceki bir yazınıŋ güncellenmesidir.

    Dizi ve izletilerde “Recep İvedik”, Levent Kırca gibi güldüren kişiler, doğallık göstergesi olsun diye midir bilmiyorum, çoğu kez yöresel konuşurlar. Bu konuşmalarında yoğun bir biçimde geŋizcil seslerle konuşurlar. Ayrıca Aşık Veysel, Aşık Mahzunî gibi birçok halk ozanı ile bugün halk müziği yapan birçok sanatçı yırlarında bu sesleri kullanırlar. İşte bu geŋizcil seslerden biri de, bu yazı boyunca sözcüklerde ŋ olarak kullandığım, geŋizcil n sesidir.

    Nice bir sestir?

    Geŋizcil n sesi, Türkçeniŋ eski bir sesi olmakla birlikte bugün çoğu Türk dilinde hâlâ bulunur. Türkiye Türkçesiniŋ Doğu ve Rumeli ağızları dışında tüm ağızlarında vardır[1]. Öndamakla /n/ sesi vérirken, ard damakla hafif bir /ğ,g/ sesi vérilmesiyle çıkar. Bugün çoğumuz diri örneklerini yakınlarından, arkadaşlarından duyabilir; dahası okuyucunuŋ kendisi de bu sesi söylüyor olabilir. Yazınıŋ eŋ soŋ bölümünde nerelerde kullanıldığını hangi sözcüklerde bulunduğunu tek tek gösterdim.

    Dünü.

    Bugün Türkiye Türkçesiniŋ yazı dilinde bulunmamasınıŋ nédeni, Dil Devriminde (1932) ve ondan önce harf yeŋiliğinde (1928), Türkiye Türkçesiniŋ ana ağzınıŋ İstanbul ağzına yakın oluşturulmasıdır. Batı ve Rumeli ağızlarında /ğ/ ve dolayısıyla /nğ, ŋ/ sesi yoktur. Bu yüzden “ağaç” yérine /aaç/, “boğaz” yérine /buaz/, “olduğu” yérine /olduu/ vb. denir. Dahası, geŋizcil /n/ içeren bazı sözcükler /ğ/ olup aynı yitme durumuna gelir: “soŋra” yérine /soora/ gibi.

    Osmanlı yazı dilinde ve 19. yüzyıla dek Orta Asyada yazı dili olan Çağataycada bu ses için ayrı bir damga (harf) kullanılmıştır. Damganıŋ adı nef ya da kef-i nûn (n’niŋ k’si) ya da sağır kef olup Arapçanıŋ /k/ sesi véren kef damgasına üç nokta konularak yapılıyordu: ڭ. Osmanlı yazı dilinde Türkçeniŋ pek önem görmemiş olmasına karşın bu sesiŋ barınmasınıŋ nédeni, özünde Selçuklularıŋ bu yazı dilini oluştururken hâlen geŋizcil /n/ kullanması olmalıdır. Bu damga, yiŋe Arap harfli olan Eski Çağatayca yazı dilinden kalma bir öğedir.

    Eski Türkçe diye aŋılan Göktürk-Eski Uygur Türkçesi bu sesi içerir, zaten bu biçimde Türkçeniŋ eŋ eski dönemlerine dek uzandığı için bu ses “birincil” (aslî) bir sestir. Orhun-Yenisey âbecesinde [en] damgasıyla gösterilir ve tek başına kullanıldığında “eŋ” (eŋ yüksek, eŋ büyük gibi) sözcüğünü karşılar.

    Bugünü.

    Türk dünyasında ise bu ses çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Yalŋızca Azerbaycan ve Gagauz Türkçelerinde yoktur. Rus-Kiril âbecesi kullanan Sibirya Türkçeleri (Tuva, Tofalar, Altay, Oyrat, Yakut, Dolgan, Şor, Hakas) bu sesi Ң ile gösterirler (Kiril âbecesinde /n/ sesini veren Н damgasına bir çentik atılmış biçimidir). Aynı damgayı Kıpçak Türkçelerinden Kazak, Kırgız, Başkırt, Kalmık ve Tatar Türkçeleri de kullanır. Géri kalan Kıpçak Türkçeleri (Karaçay-Balkar, Karakalpam, Nogay, Karayim) ise Ңъ damgalarını birleştirip kullanırlar. Bizimki gibi Latin kökenli bir âbece kullanan ve bizim konuştuğumuz Türkçeye oldukça yakın olan Türkmenler bu sesi ň ile, Kırım Tatarları da ñ ile göstermektedir. Öte yandan Özbek ve Uygurlar ng damgalarını birleştirip kullanırlar (Ayrıca Uygurlar Arap âbecesinde tıpkı Osmanlı yazısındaki gibi ڭ  damgasını ve Kirilde de Ң damgasını kullanırlar).

    Geleceği.

    Biz, Türkçesi Varken Topluluğu olarak, bu sesiŋ yeŋiden yazıda kullanılmasından yanayız. Toplumda gérekli ve yéterli bilinçlendirmeyi ve yaygınlaştırmayı gérçekleştirdikten soŋra (TDK ve Dil Derneği başta olmak üzere) gérekli yérlere bu tasarımızı sunacağımız ve gérekli çabayı göstereceğimiz konusunda bir düşünceye vardık. Şimdiden üyelerimiziŋ etkin olanları arasından kimileri ve kimi izlencilerimiz değme ortamlarında bu sesi yazıda göstermeye çoktan başlamışlardır. Geŋelimiz bu sesiŋ Kırım Tatarlarında olduğu gibi ñ ile gösterilmesini savunurkan azrak birkaç ayrık görüş de bulunmaktadır. Ben ise bu durum gérçekleşene dek dilbilimindeki karşılık olan ŋ damgasını kullanma düşüncesine vardım kendi adıma.

    Kullanımı.

    Kullanıldığı yérler oldukça kolaydır, nitekim yöresel konuşanlar (kentli olsalar bile) sanki içlerine doğmuş gibi gérçekten doğru yérlerde kullanırlar. Kullanımını ulamlandırmak istersek; (1) iyelik ve tamlama eki olarak, (2) buyrum (emir) kipi olarak ve (3) bazı sözcüklerde kullanıldığını söyleyebilirim. Ayrıca üç sözcükte de istisnâ olarak geŋizcil /n/ bulunur: baŋa, saŋa, oŋa. Kullanım yérlerini aşağıda örneklerle bulabilirsiŋiz.

    1. İyelik ve tamlama eki

    Adlara gelen tamlamalarda kullanılan +ıŋ eki, bu sesle okunur. Örnekler:

    Seniŋ adıŋ ne?”

    Atatürk’üŋ bir atı vardı
    Etilerden beri yaşardı”
    [2]

    “1335 senesi mayısıŋ 19’uncu günü Samsun’a çıktım.” [3]

    2. Buyrum kipi

    Buyrum kipiniŋ 2. çoğul kişi eki bu sesi içerir:

    “Kendiŋiz için değil, bağlı bulunduğuŋuz ulus için elbirliği ile çalışıŋız. Çalışmalarıŋ en yükseği budur.” [4]

    3. İkinci kişi çekim ekleri

    Her türlü ikinci kişinin tekil ya da çoğul çekim ekinde kullanılır:

    Gidersiŋ, gittiŋ, gitmişsiŋ, …

    “Siz, almakta olduğuŋuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetiŋ, vatan sevgisiniŋ, fikir hürriyetiniŋ eŋ kıymetli timsali olacaksıŋız.” [4]

    4. Bazı sözcüklerde

    Bu aşağıda dizdiğim sözcükler[5] Osmanlı yazı dilinde geçip birincil geŋizcil /n/ içeren sözcüklerdir. Bu dizine Osmanlı yazı dilinde geŋizcil olup da gérçekte geŋizcil olmayan sözcükler alınmamıştır.

    A aŋmak, aŋlamak, aŋlaşmak, aŋdırmak, aŋırmak, alaŋ
    B biŋ, beŋzemek, biŋbaşı, buŋamak, beŋiz, beŋ (yüzdeki leke)
    Ç çeŋe, çaŋ
    D deŋiz, deŋemek, doŋmak, deŋ, doŋdurma, diŋlenmek, diŋlemek, diŋmek, düŋür, doŋuz (domuz), deriŋ
    E eŋse, eŋ (sıfat)
    G geŋiş, geŋiz, göŋül
    İ iŋlemek, iriŋ, iŋek
    K koŋuşmak, kaŋlu (kağnı), karaŋlık
    O oŋur, oŋurga (omurga)
    Ö öŋ, öŋce, öŋlemek, öŋlük, öŋcü, öŋdin
    P pıŋar
    S soŋra, soŋ, siŋek, siŋir, siŋsi, siŋmek, süŋgü, saŋsar
    T taŋ, taŋrı, tırŋak
    Y yeŋi, yalŋız, yaŋlış, yaŋılmak, yalıŋ, yaŋak, yaŋaşmak, yeŋiçeri, yaŋ, yüŋ, yeŋmek, yaŋkı, yaŋsımak

    Oktay DOĞANGÜN

     

    Dipçe.

    [1] H. Boeschoten, Aspects of Language Variation. Turkish Linguistics Today , sayfa 150-193., 1991
    [2] Melih Cevdet Anday, “Atatürk’ün Bir Saati Vardı” (şiir).
    [3] Mustafa Kemâl Atatürk, Nutuk, sayfa 1, 1928 (Arap harfli baskı).
    [4] Mustafa Kemâl Atatürk özdeyişi.
    [5] Bu sözcük dizini, Tuğrul Çavdar’ıŋ Şemseddin Sâmî’niŋ Kâmûs-i Türkî sözlüğünden özenle derlediği sözcüklerden oluşmuş olup, özünde geŋizcil olmayan “en (boyut), engin, gelin, konuşmak, konşu (komşu), konuk, konak, ün, ünlü, yanaşmak, yan, yön, yenmek” sözcükleri çıkartılmıştır. Bu derlemesi için Tuğrul Çavdar Hocama saygılarımı ve teşekkürlerimi sunuyorum.

    Yazışmalık bağlantısı :
    http://turkcesivarken.com/yazismalik/index.php?topic=779.0

    Değerleme:

yukarı çık