• yönetmek

    Sevan Nişanyan’ıñ “Çağdaş Türkçe’niñ Etimolojik Sözlüğü” adlı köken bilgisi sözlüğünde yönet- eylemi hakkında şöyle bir yorumda bulunulmuş;
    yönet- => İsme eklenen +At- ekinin işlevi belirsizdir.Muhtemelen TTü gözet- fiilinden analoji yoluyla türetilmiştir.
    Aynı sözlükte benzer yapıda olan donat- eylemi için böyle bir yorumda bulunulmamış;
    donat- => ETü tona- giydirmek < don
    Eski Türkçe’de ton / don giysi, elbise demektir, adlardan [...]

  • toplum

    Sevan Nişanyan’ıñ köken bilgisi sözlüğünde;
    toplum => ~ TTü toplu mecmu + Im
    Sıfata eklenen +Im ekinin işlevi belirsizdir.
    Denilmiş, dil devrimi karşıtları da toplum sözünün yanlış türetildiğini, bu nedenle uydurma olduğunu söylerler.
    Ancak Türkmence’de toplum grup, yığın 2) takım anlamında kullanılan bir sözcüktür > toplum
    Türkmenistan’da bir dil devrimi yapılmadı, bu sözcüğü bizden almış olmaları da olanaksız.Bu örnek önemlidir [...]

  • Bebek Dili

    Sürekli ilgimi çekmiştir; akrabalık adlarınıñ ikilemeleri, kökenleriniñ belirsizliği eñ önemlisi de öbür dillerle birbiri arasında çok yakın benzerliğiniñ oluşu…
    baba, bebe, bibi, dede, keke, nene, ana, ata, aba, aga, eçe, eçi…
    Bu sözcükleriñ eki, kökü yok. Başlı başlarına birer kök sözcükler. Bu kökleri oluşturanlar ise “bebekler”. Bebekleriñ ağzıñdan çıkan ilk sözcükler nasıl olmuşda büyüklerince de taplanmış (kabūl [...]

  • Köken Çalışmaları *ya- [2]

    *ya- yakın olmak, yanında olmak 2) bitişmek
    yañ yan, taraf > yañak yanak (uzuv adları yapan *+gAk > +Ak ekiyle, bknz: kulak, böbrek, dudak, ayak vb.)
    yañ > yaña- yanına varmak > yañaş- karşılıklı varmak, yakınlaşmak (işteş)
    yañdaş taraftar
    yanaşma genellikle bir çiftçi yanında çalışan işçi, tutma (”yanına vermek” anlamından)
    yaña- yamamak, giysiye parça eklemek, bitiştirmek > *yañag > *yañağ > yama yama [...]

  • Köken Çalışmaları *ya-

    *ya- kötü olmak, kötü ve düşmanca davranmak
    *yab- > yav- kötü olmak 2) hatâ etmek, günah işlemek
    *yabur > yabuz > yavuz gaddar, zâlim, acımasız
    yavlak kötü, gaddar (Eski Türkçe)
    *yabman > *yavman > yaman kötü, fenâ
    yaş zarar, ziyan (Eski Türkçe) > yas matem, üzüntü (söyleyiş ve anlam değişimine uğramıştır.)
    *yabır- > *yabız- > *yavız- > yaz- hatâ etmek, günah [...]

  • Köken Çalışmaları sa- / *sa- [2]

    sa- saymak, hesaplamak 2) itibar etmek 3) düşünmek
    sad- > say- saymak 2) itibar etmek
    saygı hürmet, itibar 
    saygın muteber 
    sayın sayılan, muhterem
    sayı rakam 
    sayık hayâl 
    sayıkla- hayâl görmek, sayıklamak
    san- düşünmek (dönüşlü)
    sanı zan > sanık maznun 
    sanal saymaca, hesap edilen, varsayılan, virtüel (=Tuvaca sana- saymak, hesaplamak > sanal sayı, hesap 2) düşünce, görüş) 
     san sayı 2) itibar [=Japonca san sayın] (Türkçe san “saygınlık, itibar” [...]

  • Köken Çalışmaları *bé-

    Köken Çalışmaları’nıñ 2. dizisi olan bu yazıda “bé” köküñü ele alacağız. Böylece Türkçeniñ ana kökleriñe ulaşmaya, İlk Türkçe dönemindeki ana köklerin varsayımcıl (hipotetik) biçimlerini yeñiden kurmaya (rekonstrüksiyon) çalışacağız.

    *bé- görmek [Ana Altayca] => Eski Japonca *bé- > bi- görmek > mi- görmek (günümüz Japoncası) (b > m ses değişimi Altay dillerinde görülgendir, ben > men vb.)

  • Köken Çalışmaları *ka-

    Bu yazı dizisinde, Türkçeniñ ana kökleriñe ulaşmaya, İlk Türkçe dönemindeki ana köklerin varsayımcıl (hipotetik) biçimlerini yeñiden kurmaya (rekonstrüksiyon) çalışacağız.

    Türkçe’deki çoğu eylem iki sesli ana köklere gitmektedir, sessiz-sesli yapıda olanlar > ye- yemek, sesli-sessiz yapıda olanlar at- atmak, ak- akmak vb.
    Asıl kök sandığımız çoğu eylem, aslında daha da geriye, bir ana köke dayanıyor olabilir.Bu konuyu biraz [...]

  • Arı bir dil yaratmak istemiyoruz!

    Yeryüzüñde % 100 arı (saf) bir dil yoktur. Bunu istemek ise uçukluktur. Bizlerde uçuk, kaçık olmadığımızdan böyle bir neñi hiç istemedik. Olanaklı olsa bile karşı çıkarız.
    Dildeki yad sözcükler, çorbaya atılan tuza benzer. Tuzu fazla kaçırırsañız, yemeğin de tadı kaçar. Tuzsuz olursa da, tadı olmaz.
    Büyük balta girmemiş ormanlar içinde yaşayan ilkel topluluklarıñ dilleri dışındaki tüm dillerde [...]

  • Öz Türkçe gezegen adları

    Vâr oluştan bu yana, tüm kişioğlunuñ (insanoğlunuñ) ilgisiñi çekmiştir gökyüzü. Eski kişiler de gökyüzünde erişilmez olan dahası kimi oğur (zaman) tapındıkları bu nesnelere adlar takmışlardır. Öyle ki, “güneş, ay, yıldız” gibi bir takım gök nesneleriniñ adları töz (temel) sözcükler olarak taplanır (kabūl edilir).
    Eski Türkler de öbür uluslar gibi gözle görülebilen gök nesneleriñi adlandırmıştır. Bu adlandırmada [...]

yukarı çık