• Borgudan Trompete Boru

    Süreyya ÜLKER tarafından 28 Temmuz 2010 günü yazıldı.

    Türkçe sözlükte boru sözü “1) Bir yerden başka bir yere sıvı, gaz gibi akışkanları iletmeye yarayan çeşitli uzunluk ve çapta olabilen boş silindir. 2) Perdesiz, pes ses veren, basit üflemeli çalgı” biçiminde tanımlanmıştır (13). Boru sözü eski Türkçede borga (24), borgu (24), borguy (6) biçimlerinde, sözcüğün bugünkü ikinci anlamını karşılamak üzere geçmektedir. Bir de Divan’ın [...]

  • Flüt mü Kaval mı?

    Süreyya ÜLKER tarafından 25 Temmuz 2010 günü yazıldı.

    İlkokula giden oğlum flüt öğrencesi alıyordu.Flütünden söz ettikçe ben de bunun Türkçesinin kaval olduğunu söylüyordum. Öğretmeni flütle kavalın ayrı çalgılar olduğunu söylemiş. Bunun üzerine konuyu araştırma gereğini duydum. Flüt sözü Fransızca flûte’ten bozma (1, 27). Fransızca flûte’un kökeniyse Latince flabeolum’a dayanıyor (46). Sözcüğün İtalyancası flauto olup, bu söz de dilimize flavta biçiminde girmiş. Sözcüğün İngilizcesi [...]

  • Kaz Dağları Yazıtı

    Gökbey ULUÇ tarafından 17 Temmuz 2010 günü yazıldı.

    Kaz Dağlarına gezmeye giden Işık Tekin beyden bir ileti aldım. İletisinde ilginç yazılar gördüğünü, bunları da araştırınca Türk damgalarına çok benzettiğini söylemişti. Ben de heyecanla o bedizleri görmek istediğimi bildirdim, kendisinden tezlikle göndermesini diledim. Gönderince de şöyle bir baktım ulayı aşağıdakı sonuçları çıkardım. [...]

  • TürkçeVizyon – Uluslararası Türkçe Yır Şenliği 2010

    Gökbey ULUÇ tarafından 31 Mayıs 2010 günü yazıldı.

    Bu yıl ikincisi düzenlenen Avrovizyon bénzeri Türkçevizyon bu gece (31.05.2010) kutlanmaya çalışıldı(!)

    İlk yarışmaya 16 ülke katılmışken bu kez toplamda 25 ülke boy gösterdi. Katılan ülkeler arasında Türk kökenli olmayanlar da vardı. Türk kökenli olanlar kendi ağızları ile söylerken öbürleri İstanbul Türkçesi ile yazıp besteledikleri yırları ile katıldılar.

  • Göktürk Damgaları Evrensel Yiv Ölçünlerinde

    Gökbey ULUÇ tarafından 10 Nisan 2010 günü yazıldı.

    Bir süre önce şu[1] başlıkta bildirdiğimiz gibi Göktürk damgaları evrensel yiv démeli unicode ölçünlerine yükseltildi. Bu ne añlama geliyor? Şuna; artık Lâtin damgalarını yazdığıñız gibi Türk damgalarını da özgürce yazabileceksiñiz. Aşağıda gördüğüñüz gibi GOOGLE’da arama bile yapabileceksiñiz. [...]

  • Çek bir alfabe, millî olsun

    Mehmet Alp BEYLİKLİ tarafından 7 Nisan 2010 günü yazıldı.

    Sevan Nişanyan’ıñ Taraf çavlığında yayımlanan Harf Devrimi başlıklı yazısını aktarıyorum;

    Türkler tarihin en eşsiz milletidir, onu biliyoruz, tamam, peki, güzel.
    De, siz Türklerin şu eşsiz yönünü bilir miydiniz?
    Tarihte sekiz ayrı alfabeyle yazılan yegâne dil Türkçedir. Bu rekora yaklaşan bir tek Farsça var, dörtte kalmış. Üçüncülük payesini paylaşan dillerin hepsi ikişer alfabede durmuşlar. Üç yapanı hatırlamıyorum.

  • Saatler Olsun!

    Gökbey ULUÇ tarafından 25 Mart 2010 günü yazıldı.

    Ondan soñra yaşamımda bir çok yérde bu türden kullanımlar işitmeye başladım. Ne var ki, artık babam dışında kimseden sıhhatler olsun sözünü işitmedim. Tüm kamuoyu saatler olsun diyor. Ançıp şimdilerde bu bana ilginç gelmektedir. Sıhhat sözü sağlık démektir. Sıhhatler olsun; sağlıklar olsun diye çevirilir. Hadı sağlık olsun diye daha düzgün bir çeviri yapalım. Benim añlamadığım şu; saçını, sakalını kestirenlere neden sağlık olsun diyoruz?

  • Türkçe Yazıldığı Gibi Okunan Bir Dil midir?

    Gökbey ULUÇ tarafından 20 Mart 2010 günü yazıldı.

    Ne var; Azerbaycan Türkçesi okunduğu gibi yazılmaz. Üstelik derslerinde de bunuñ böyle olmadığı söylenir. Örñeğin isteyir yazarlar ançıp okurken isdiyir derler. İsteyir diye okursan yañlış olur. Eylemlerin soñu -maq ile biter ancak okurken, konuşurken bu -max olur.

  • Geliyom, Gidiyom Demek Dili Bozar mı?

    Gökbey ULUÇ tarafından 1 Mart 2010 günü yazıldı.

    Türkçe’yi savunanlar arasında şöyle bir yanılgınıñ olduğuna denk gelmek olanaklıdır; İstanbul ağzı dışındakı tüm ağızlar yanılgılıdır, bozuntudur. O ağızlarda konuşmak dile zarar vermeniñ yanında çok da gülünçtür. Bilinmelidir; dil devriminde ortak ağız olarak İstanbul’unku seçildi. Nedeni çok sıradan; bilgin kimseler İstanbul’daydılar. Ankara yeñi baş-il olmuştu, bildiğiniz köy idi. Özünde ana ağız olarak Ankara’nıñ alınması gerekirdi, [...]

  • Azerbaycan’da Sessiz Dil Devrimi

    Gökbey ULUÇ tarafından 27 Şubat 2010 günü yazıldı.

    Bakacak yayınlarınıñ Azerbaycan’da özgür olduğu dönemler, kimbilir kimseniñ ayrımında olmadan sessiz bir devrimi başlattı. Şuan için diyebilirim, tüm Azerbaycan toplumu İstanbul Türkçesini añlıyor. Genç kuşağın kimi öy kendi aralarında İstanbul ağzında konuştukları da oluyor, ne var ki yaşlılar añlamasına karşın, konuşamıyorlar, konuştuklarında da gülmeli oluyor. [...]

yukarı çık